|
1 Nisan 2006, TURNORPAG toplantısı,
K.T.Ü. Tıp Fakültesi, Trabzon 4 Şubat 2006 İstanbul
TURNORPAG’ın toplantısında, ikinci yılın ikinci toplantısının (altıncı
toplantı) ev sahipliğini K.T.Ü.’nin yapması kararlaştırılmıştı. Nitekim üç
telefon konuşması ve iki internet üzerindeki yazışma sayesinde Prof. Dr.
Adbülkadir Reis ile bu toplantının programı oluşturuldu. İstanbul’daki toplantıda
gelecek oturumun konusunu sinir sistemi enfeksiyonları olarak belirlemiştik.
Dr. Reis KTÜ Tıp Fakültesi’nin Patoloji (Prof. Dr. Yavuz Özoran, Yard. Doç.
Ümit Çobanoğlu), Çocuk Nörolojisi (Prof. Dr. Müjgan Sönmez),
Mikrobiyoloji (Yard.Doç.Dr. İlknur
Tosun), Beyin Cerrahi (Yard.Doç.Dr. Ertuğrul Çakırl), ve Nöroloji (Dr. Vildan
Aytunayoğlu)‘nu örgütledi. Ayrıca, Atatürk Üniversitesi T.F Patoloji Anabilim
Dalı Başkanı Prof. Dr. Cemal Gündoğdu da kist hidatik ( su damlası benzeri
kist) hastalığını özgün deyişleri, renkli sunusu ve bilimsel – düşündürücü
içeriğiyle paylaştı. Sinir sistemi
enfeksiyonları patologların çok gördüğü hastalıklardan değil. Toplantı öncesinde M.Ü.Nörolojik Bilimler Enstitüsü Patoloji
Laboratuarındaki kendi deneyimime baktığımda disk hernisi patolojileri
dışındaki toplam 3345 olgu içinde 55 olgu ile %2 gibi küçük bir grubu
oluşturuyor. Otopsi patolojilerinde de enfeksiyonların yeri %2.6. Cerrahi nöropatoloji materyali içindeki tüm
MSS enfeksiyonların dağılımına bakıldığında,
sırasıyla en fazla tüberküloz (%39 ),
hidatik kist (%24), bakteryel enfeksiyonlar (%13) ve
toksoplazmozis (%15 ) yer alıyor.
Kafaiçindeki lezyonlar arasında en sık toksoplazmosis (%31)
iken spinal enfeksiyonlar arasında ilk sırada tüberküloz (% 57) yer
alıyor. Doğaldır ki, bizim laboratuarımızın bulguları. Tüberkülozun patolojik
tanısında etkenin “tanımlanması” uygulaması genellikle iş akışı içinde yer
almıyor. Ehrlich-Ziehl-Neelsen boyası kullanıp da etkeni gösterdiğimiz olgu
yok. Elimizdeki kontrol boyası yurtdışından sağlanmış olan ve kanımca M. avium intracellulare ile uyumlu bir
morfoloji sergileyen suş. Kontrol boyalarında asit direnci gösteren
mikrorganizmalar var. Ancak, test dokuları hemen her zaman negatif. Pratiklik açısından bakıldığında,
kazeifikasyon nekrozu içeren granülomatöz iltihaplı dokuların aldığı tanı
tüberküloz. İmmünohistokimya kullanarak tanıdığımız toksoplazma olguları 4/8
yani %50. İHK ileri teknoloji ancak
reaktivitesi yeterince iyi değil. Enfeksiyonlar da
patojenisite ile virülans iki önemli kavram.
Patojenisite, canlı hastalık etkenine karşı konakçının yanıt
geliştirme yeteneğini, ki arasında morfolojik bulgular da olabiliyor,
tanımlıyor. Diğeri ise, virülans, saldırganın gücünü tanımlıyor. Cerrahi
patoloji pratiğinde canlı hastalık tanımlaması (identifikasyon) rutin akışın
içinde öncelikli değil. Patijenisiteyi oluşturan morfolojik bulgularla
yetiniyoruz. Ülkemizdeki öğreti bu doğrultuda. Diğer yandan canlı hastalık
etkeninin (mikrobiyolojik, parazitolojik, virolojik kültürler) izolasyonu
benim mesleki deneyimlerim arasında pratik olarak yok. Yıllarca önce (1986 Ankara
Numune Hastanesi) pratiğimde bir kez
beyin cerrahisinin tümör olarak açtığı ve intraoperatif konsültasyonda
kromoblastomikoz olarak tanı verdiğim olgu, ki sonra Ege Üniversitesi Tıp
Fakültesi Mikrobiyolojik AbD, Mikoloji Laboratuarında Prof. Dr. Emel Tümbay
tarafından mantar besiyerinde üretilip Cladosporium
trichoides olarak adlandırılan olgu dışında deneyimim yok. Bu toplantının çarpıcı
başlığını ele alan Dr. Cemal Gündoğdu, kist hidatiklerle ilgili ulusal
bilimsel kaynaklardaki rakamları sunumunda kullandı. Ülkedeki köpeklerin %40.9
unda ekinokokkozis ve Erzurum bölgesindeki küçük ve büyük baş hayvanların
üçte ikisinde aynı enfeksiyon mevcut. Konya Selçuk Üniversitesi Meram Tıp
Fakültesinden Dr. Tavlı’nın yaptığı araştırma, klinikler tarafından
ekinokokkosize yapılan cerrahi girişimlerin küçük bir kısmının ( 23/890)
patolojik tanı için gönderildiğini gösteriyor. Dr. Gündoğdu’nun çıkarımı şu
ki: ekinokokkozis için ulusal denetim ve savaşım kaçınılmaz. İyi de yalnızca
bu konu için mi savaşım ve denetim gerekli? KTÜ Tıp Fakültesi Patoloji
AbD’nın gülen ve mutlu yüzünü oluşturan başta Prof. Dr. Yavuz Özoran, Prof.
Dr. Abdülkadir Reis, Yard. Doç. Dr. Ümit Çobanoğlu ve toplantı akşamında
karşılaştığımız Prof. Dr. Kadriye Yıldız’a teşekkürler… Yavuz Hoca’nın çoşkulu, incelikli,dostuklu
ve sevgi dolu kişiliği yazlık müzesinde de sürüyor. İlk 1993’te Patoloji Simposyumu’nda gezdiği
“Afet’in Evi” ni bir kez de şimdi dolaştık… Tek kelimeyle görkemli… Bir de üstüne üstlük günün sürprizi olarak
Ali Erol’un da alto saksofon soloları geceye renk ve neşe kattı….. Varol
sevgili Yavuz Hoca’… Ekim 2006’da Sivas
Cumhuriyet Üniversitesi’nde Dr. Reyhan Eğilmez ve de Aralık 2006’da Ege
Üniversitesinden Dr. Tamer Akalın
TURNORPAG’a ev sahipliği yapacaklar…
Sivas’taki toplantı konusu sinir sisteminin vasküler
patolojileri. İzmir’den toplantıda
kimse olmadığı için konu seçimi yapılmadı. Çünkü, yokluklarında konu
belirlemek olmaz. Ancak, 2007’de 8-12
Eylül’de Avrupa Patoloji Derneği’nin (ESP) 21. Kongresi İstanbul’da, Asya
Nöroonkoloji Derneğinin (ASNO2007) de 2-4 Kasım’da İstanbul’da Hilton
Convention Center’de olacak…
Önümüzdeki yıl bilim dolu….. Türkiye’nin sorumlulukları var. Altından
kalkmamız gerekli. Bunun için, şimdiden ilk
toplantımızda (4 Aralık 1-Uluslar arası arenada tüzel kimliğimizin önemi nedeniyle oy
birliği ile dernek oluşturulmasına karar verilmiş, (dernek isminin başına
“Türk” adının gelip gelemeyeceği belirlendikten sonra ) 7 yönetim kurulu
adayı belirlenerek hukuki başvurunun yapılması, 2-Epidemiyolojik çalışmanın yapılması ve doku bankasının
oluşturulması, 3-Nöropatoloji alanındaki Türkçe yayınların konu başlıklarına göre
toplanması ve Ulusal İndeks dizini oluşturulması, 4-Yılda 3-4 kez çıkan mecburi katılımlı ve düzenli Ulusal
Nöropatoloji Dergisi yayınlanması, 5-Yurt içi ve yurt dışı alanda konsültasyon zincirinin
oluşturulması, 6-Derneğin eğitim ve araştırma alt komisyonlarının kurulması, 7-Ajansa yapılan çalışmaların bildirilmesi, ASNO2007 İstanbul için yaklaşık 400 kişi ve ESP2007 İstanbul
için de 1500 kişi ülkemize gelecek… ASNO2007’nin ana ilgi alanı nörolojik
bilimler, ESP2007’de de nöropatoloji oturumu olmak üzere planlandı. Projelerimizi yapmalıyız. Ekimdeki Sıvas toplantısı bunları
tartışmak için iyi firsat. Onkolojik nöropatolojinin beş ana başlığı: Glial
tümörler, glionöronal tümörler, embryonal tümörler, meningeal tümörler,
hipofiz patolojileri üzerinde gruplar oluşturmak, projeler geliştirmek ve
altyapı olanaklarının yönlendirilmesi ve akçal kaynakların bulunması.
Türklere en zor gelen işlerin başında örgütlenmek geliyor galiba!... Enerjimizi, isteğimizi, emeğimizi ve bakışımızı ve dostluğumuzu
yitirmeden üretmek için elele verelim. Önümüzde günler, yalnız biz
nöropatologların değil ülkemizin zorlu sınav verdiği siyasal, ekonomik,
sosyal ve idari güçlüklerle dolu.
Haydi hayırlısı… Dostlukla, sevgiyle ve sağlıkla… Dr. Aydın SAV Ataşehir, 3 Nisan 2006 |
|
| Ana Sayfa | | Toplantı
Kararları
| | Gruba Katılanlar |
| Önemli Linkler | |